Rodos Adası Turları
Uçuş süresi: 3,5 saat
Para Birimi: Euro
Dili: Yunanca (ingilizcede biliniyor)
Vize: Schengen vizesi gerekiyor
Gerek stratejik konumu, gerekse sahip olduğu kültürel mirasları ile dünyanın 7 harikasından biri olan Rodos Heykeli, adayı ziyaret eden tatilcilerin en uğrak yeri. Yunanistan’a bağlı 12 adanın en büyüğüdür Rodos, UNESCO tarafından “kültürel miras” olarak koruma altına alınmış. St. John şövalyelerinin izlerini taşıyan tarihi kıyıların güzelliğinde fotoğraf çekmek sizin için bir tutku haline dönüşecek. Adayla ilgili pek çok efsane vardır. En inanılanı ise; Rodos’un tanrılar tarafından denizin dibinden çıkarıldığıdır. Yunan mitolojisinde güneşi temsil eden Helen Tanrısının adanın koruyucusu olduğuna inanılır. Rodos’a yılda 1 milyona yakın turist ziyareti gerçekleşiyor. Bu nedenle de adada pek çok turistik konaklama merkezi bulunuyor. Rodos’ta tatil adına arayabileceğiniz her şeyi bulabilirsiniz çünkü ada halkının çok büyük bir bölümü geçimlerini turizmden sağlıyorlar. Rodos seyahatinizde gezebileceğiniz pek çok yer var. Dar sokakların içerisindeki evlerin yanı sıra Apollon Tapınağı, Mandraki Limanı ve Antik Tiyatro mutlaka görülmesi gereken yerlerden… St. John şövalyelerinin izlerini taşıyan caddeler, kiliseler, saraylar ve Türk adını taşıyan camiler görülmeye değer yapılar arasında yer alıyor. Devamı için »
Yunan Adaları’nın görmüş olanların büyük bir çoğunluğu içlerinden Santorini’nin en etkileyici olduğu konusunda hemfikirdir. Gerçekten de, Antik Zamanlar’da meydana gelen büyük bir volkanik patlama sonucunda bu günkü krater görüntüsüne sahip olan Santorini yıl boyu, 1 milyonun üzerinde turistten ve balayı çiftlerinden oluşan bir ziyaretçi akınına uğrar. Evet, Santorini Krateri’nin eşsiz gün batımı manzarası her yaz Avustralya gibi uzak ülkelerden bile gelen bir çok çiftin nikahına fon oluşturur. 73 kilometrekarelik yüzölçümüyle diğer adalara oranla daha küçük bir Ada olan Santorini, gerçekten de muhteşem manzaralara sahip bir coğrafyadır. Ada 3500 yıl öncesine kadar yerli halk Minoanlılar’a ev sahipliği yapmış ve o zamanlar bir daire şeklindeymiş. Bu tarihteyse Ada’daki volkan büyük bir sarsıntıyla patlamış ve bu şiddetin sonucunda Ada’nın ortası sular altına gömülmüş (bazı arkeologlar Kayıp Şehir Atlantis’in burası olabileceğini düşünüyor) ve hilale benzer şekli ile bu günkü Santorini oluşmuş. Bu olay kızgın lav ve tüfün altında kalan yerli halkın hazin sonu olmuş ancak bu gün gerek benzersiz coğrafi şekli ile, gerek katılaşmış tüflerin altında binlerce yıl çok iyi korunagelmiş arkeolojik kalıntılarıyla Santorini’nin Dünya’da eşi benzeri yoktur ve bu özellikleriyle ülke turizmine hatırı sayılır bir katkıda bulunmaktadır. Tüm Kiklad Adaları gibi Santorini de bir dönem Türk hakimiyetinde kalmıştı.